Ana sayfa » Efsaneler söylenceler neler neler
Efsane Mitoloji

Efsaneler söylenceler neler neler

Mitolojik söylenceler
Mitolojik söylenceler

Efsaneler söylenceler neler neler; İnsan deneyimlerinin simgesi oldukları için, çeşitli bilim adamlarının bakış açılarına bağlı olarak, söylencelerin çok çeşitli biçimlerde çözümlenmeleri mümkündür. Yıllar Önce pek çok uzman, söylenceleri dış çevrenin simgeleri olarak görürdü.

Söylenceleri yaratanların doğayı gözlemledikleri ve insan davranışlarını buna koşut biçimde yorumladıkları düşünülmüştü, örneğin, kahramanların güneşi temsil ettiği, güneş ışınlarının simgesi olan kılıçlar kullanarak, bulutlar ve gece karanlığı gibi güneşin düşmanlarını temsil eden canavarlarla savaştıkları kabul edilmişti. Böylece her kahramanlık hikâyesi, gece ile gündüz; daha geniş anlamda, İyi ile kötü arasındaki çatışmanın bir simgesi sayılmıştı.

20. yy.’da, söylencelerin dış çevreye bağlı simgesel yorumu yerini bilinçaltının oluşturduğu iç çevreye bırakmıştır. Sigmund Freud ve onun gibi düşünenler, söylenceleri insanın bilinçaltındaki istek, korku ve güdülerinin bir ifadesi olarak görmüşlerdir, örneğin Otto Rank, geleneksel kahramanın özelliklerini bebek düşmanlığı, çocukluk fantezileri ve babaya karşı isyan olarak açıklamıştır.

Cari Jung ve Cari Kerenyi, Erich Neumann ve daha geniş anlamda Joseph Campbell de aralarında olmak üzere Freudistler, söylenceleri evrensel ve ortaklaşa bilinçaltının ifadesi olarak görürler. Onlara göre, doğuştan gelen psikolojik Özellikler, tüm dünyada ve tarih boyunca insanların yaşamın akışına nasıl yanıt verdiklerini, ne gibi deneyimler yaşadıklarını belirler.

İnsanın ortak bilinçaltı anne, çocuk, kahraman, dev veya sahtekâr gibi arketipleri içerir; ama bunlar Batı İmge çerçeveleridir. Bireyin özel yaşam deneyimi, arketip imgelerin hangi özel biçim ve yolla ifade edileceğini belirler. Yani dünyanın her tarafından çeşitli söylencelerin pek çok benzer konu İçermesi, ortaklaşa bilinçaltının varlığını göstermektedir. Bu temaların işlenişinin farklı olması ise, her kültürün özel fiziksel, toplumsal, ekonomik ve siyasal koşullarının arketipleri etkileyişini yansıtmaktadır.

Bu yüzyılın bilginleri, söylenceleri başka şekillerde de yorumlamışlardır. Bir din tarihçisi olan Mircea Eliade, söylencelerin ciddi dinsel deneyimlerden ortaya çıktıklarını ve dinin özünü oluşturduklarını savunur.

Söylencelere yapı ve kullanım kazandıran kutsal deneyimlerdir. Eski dünya; farklı tek tanrılı ve çok tanrılı dinler , doğa tapımı ve ata tapımı gibi dini düşünce ve biçimler bolluğunu bir arada içerir. Sonuç olarak, bir kültürden diğerine çok sayıda benzerlik ve bağlantı bulunabilir. İlahların niteliği, yaratılış söylenceleri, kurbanlar, ayinler, ölüm ve cennet gibi dini kavramların farklı yönlerine İlişkin araştırmalar bunu ortaya koymaktadır.

Antropolog Paul Radin, söylencelere ekonomik bakış açısıyla yaklaşır. Bireyin yetersiz yiyecek ve zayıf teknolojiden doğan ekonomik belirsizliğe karşı verdiği yaşamda kalma mücadelesi, hayatın mutsuz ve kısa olacağı yönünde bir korku yaratır. Dini önderler, genellikle toplumun siyasal önderleriyle de işbirliği yaparak bu korkuları, kendi maddi çıkarları için İstismar ederler.

Antropolog Claude Levi-Strauss, söylenceleri deneyimlerin birer simgesi ya da aktarılan hikâyeler olmaktan çok, soyut kurgular olarak düşünür. Tüm insanların düşünce yapıları tek tiptir ve sorunlarını hep aynı yollardan çözmeleri de bunu ortaya koyar.

Söylenceler özdeş düşüncelerin ürettiği özdeş ürünlerdir, bu nedenle de tüm dünya söylenceleri ortak bir yapı gösterir. Yaşam ve ölüm ya da doğa ve kültür gibi birbirine karşıt güçler arasındaki çelişmeleri ortaya koyar. Belli bir söylencenin anlamını keşfetmek için, simgesel anlamından ya da metin içeriğinden çok, altındaki yapıda odaklanmak gerekir. Bu yapı, değiş­mez biçimde toplumsal ilişkilerdeki ve ekonomik sorunlardaki gerilimleri ortaya koyar.

Söylencelerin çözümlenmesi, teknolojileri ne denli ilkel olursa olsun, insanların zihinsel olarak aşağı olmadıklarını kanıtlar. İnsanların söylenceleri, yaşadıkları dünyayı anlayabilecek entelektüel yeterliliğe sahip olduklarını gösterir.

Mitolojinin büyüleyici tarafı, kısmen onu aynı anda pek çok bakış açısından görebilmekten kaynaklanır. Her disiplin, değerli katkılarda bulunarak bütüne karşı duyduğumuz hayranlığı artırır.

Efsaneler söylenceler neler neler