Ana sayfa » Harem Kadınlarının Ünvanları
Osmanlı Toplumu

Harem Kadınlarının Ünvanları

Harem Kadınlarının Ünvanları

Harem Kadınlarının Ünvanları, Padişahın annesi olan valide sultanların resmi unvanları “Mehd-i Ulyâ-i Saltanafdır. Oğullarına “Arslanım” diye hitap etmeleri gelenek olmuştur. Kendilerine tahsisat bağlanır ve has derecesinde dirlik verilirdi.

Ölen ya da tahttan indirilen padişahın annesi Topkapı Sarayı’ndan Eski Saray’a taşınır, yeni Padişahın annesi de, Eski Saray’dan Topkapı Sarayı’na Vâlide Alayı denilen özel bir törenle gelirdi. “Vâlide sultan kethüdası” başkanlığında kalabalık maiyetleri ile birlikte Harem’de kendilerine ayrılmış özel daireye yerleşirlerdi. Valide Sultan gelişinden bir gün sonra da Sadrazam’a mücevherli bir hançer, kürk ve bir “hükümnâme” yollardı.

Ölen ya da tahttan indirilen padişahın annesi Topkapı Sarayı’ndan Eski Saray’a taşınır, yeni Padişahın annesi de, Eski Saray’dan Topkapı Sarayı’na Vâlide Alayı denilen özel bir törenle gelirdi. “Vâlide sultan kethüdası” başkanlığında kalabalık maiyetleri ile birlikte Harem’de kendilerine ayrılmış özel daireye yerleşirlerdi. Valide Sultan gelişinden bir gün sonra da Sadrazam’a mücevherli bir hançer, kürk ve bir “hükümnâme” yollardı.

Osmanlı Saray ıstılahatında “Kadın” tâbiri, cinsiyet belirtmenin ötesinde, Padişahın hayat arkadaşı anlamına gelen çok önemli bir pâyedir. Kadınlar aynı zamanda “Hünkâr hasekisi” de olurlardı.

Haseki“lik aslında bağımsız bir unvan belirtir. Osmanlı Saraylarında hükümdarın koruma görevlisine “Haseki ağa” denirdi. Kadın “haseki”lerden ayrılmaları için “ağa” sıfatı eklenmişti. Mertebe olarak Bostancıbaşı’dan sonra gelir ve daha yüksek makamlara yükselerek beylerbeyi, vezir hatta Sadrâzam olabilirdi.

Hasekiler içinde Padişaha en yakını olana “Başhaseki Sultan” denilirdi. Diğer hasekiler kıdem sırasıyla “Başkadın, İkinci Kadın, Üçüncü Kadın” olarak bilinirler, her birinin özel dairesi olurdu.

Harem Kadınlarının

Kadın unvanını alanlar Harem’de özel bir törenle samur kürk giyer, Padişahın eteğini öptükten sonra kendilerine ayrılan daireye yerleşirlerdi. “Kadın”lar, herkesten farklı olarak kopçaları elmastan ve yenleri kürk kaplı elbiseler giyerlerdi. Oysa diğerlerine yalnız kış aylarında kürklü giysiler verilirdi.

Çocuk doğurup “Şehzâde Vâlidesi” olan Haseki Sultanlar törenlerde taç giyerler, kendilerine “paşmaklık” denilen has geliri tahsis olunurdu.

“Vâlide Sultan” unvanı Padişahın annesine mahsustur.

İlk erkek çocuğun, yani veliahd şehzâdenin annesi “Başhaseki Sultan”dır. Erkek çocuk anneleri “Haseki Sultan” ve kız çocuk doğuranlar da “Haseki Kadın” unvanlarını alırlardı. Padişah kızına da “Hanım Sultan” denilirdi.

Harem Kadınları

Kadınlar her zaman Padişahın nikâhlı eşi değillerdir. Başka bir deyişle, verilen unvanlara rağmen üzerlerinden “câriye” statüsü kaldırılmaz. Bu durum bizzat Padişahın annesi için de geçerlidir.

Osmanlı Padişahları içinden çok azı câriyelerle “nikâhlı evlilik” yapmışlardır. Diğer taraftan dönemlerindeki diğer hükümdarları kendileriyle hemayar bulmadıklarından devleti akrabalık bağlantılarıyla lüzumsuz sıkıntılar altına sokabilmesi ihtimâli olan “siyasî ittifak evlilikleri” yapmaya gerek görmemişlerdir.

Nitekim “Hanım Sultan”lar bile kısa bir süre içinde evlendirilerek Haremden uzaklaştırılıp Saray’la neseb ilişkileri kesilmiştir.

Bu sebeple Padişah kadınlarının sayısı bazan dördü aşarak yediye kadar ulaşır. Bununla beraber doğacak çocukların neseb ve verâset meselelerinin tayini açısından câriyelerle nikâh akdi yapılması hususunda İslâm Hukuku açısından bir zorunluluk yoktur.

Nikâh yapılmamasına siyaset dışında hissî başka sebepler de atfedilmiştir. Bunlardan biri Osmanlı padişahlarının Hanedân-ı Ali Osman’da göreneklerin ecdâd saygısı olarak âdeta kıdeme bağlı hiyerarşik bir otorite gibi devam etmesidir.

Harem Kadınlarının Ünvanları

Diğer taraftan Ankara Savaşı’nda Timur’a esir düşen Yıldırım Bayezid, nikâhlı karısı Sırp Prensesi Despina’ya kendi gözleri önünde sâkilik yaptırılmasını kaldıramamış ve bir süre sonra ölmüştü. Timur’un Yıldırım’a revâ gördüğü muamele Osmanlı Padişahlarını hiçbir zaman unutamayacakları bir utanç ve nefret hissiyle damgalamıştır.

Aslında Padişah kadınlarının “câriye” olmaları, Osmanlı kültürü açısından bir mahzur hatta küçültücü bir sebep değildir. Diğer taraftan İslâm dininde birleşmeleri onların etnolojik farklılıklarını da hükümsüz kılmaktadır.

Nitekim onlar da hayatlarını inanışlarına uygun olarak geçirmişler, birçok vakıflar, hayır eserleri yapmışlar, Hac’ca gitmişler ve sonuçta bir büyük caminin bahçesinde kocalarının türbesinde, onların yanı başına gömülmüşlerdir.

Harem Kadınlarının Ünvanları

Yorum ekle

yazmak için tıklayın