Osmanlı Bürokrasi Örgütlenmesi

Osmanlı Bürokrasi Örgütlenmesi, Kalemiye tariki, özellikle Dîvân-ı Hümâyûn’un her türlü yazışmalarını hazırlamak, giriş ve çıkış kayıtlarını tutmak, suretlerini almak, muhafaza etmek görevlerini yapar. Bu hizmetlerin yürütülmesi sırasında fermanlar, nizamnâmeler, dış ülkelerle yapılan antlaşmalar (muahedeler) ve anlaşmalar (mukaveleler) Beylik Kalemi tarafından yazılı belge haline getirilir.

Tahvil ve Ruûs kalemleri de bütün devlet teşkilatında yer alan görevlilerin tayin ve nakillerine ait belgeleri düzenler ve kayıtlarını tutar. Ancak bütün bu hizmetlerin yürütülmesi için beylikçi, tahvil kesedarı, ruûs kesedarı denilen âmirlere bağlı olarak çok sayıda memur çalıştırılır. Kalemiye tarikinin başında Reisülküttâb bulunur.

Osmanlı Bürokrasi Örgütlenmesi; “Kalem” terimi günümüzdeki “devlet dairesi”, “kalemiye” ise bürokrasi anlamına gelir. Kalem görevlileri Farsça ve Arapça dillerini bilen, edebî eserler verebilecek düzeyde kültürlü, hatta matematik bilimlerde bilgisi olan kişilerdir. Bu kalem erbabının oluşturduğu zümreye “Kalemiye Tariki” denilmektedir.

Osmanlı Devleti’nde bürokrasiyi temsil eden “Aklâm”ın ya da “Kalemler”in en önemlileri Dîvân-ı Hümâyûn, Defterhane-i Hakâni ve Hazine-i Amire’de bulunmaktaydı.

Dîvân-ı Hümâyûn’un yazı işleri, kayıtları Reisülküttab’ın yönetimindeki Beylik Kalemi, Tahvil Kalemi, Ruus Kalemi, Amedi Kalemi denilen dairelerde çalışan hâcegân ve maiyetlerindeki halife, kâtibler ve şakirdler marifetiyle yürütülürdü.

Defterhane’nin üç, Mâliye’nin de beş büyük kalem gurubu vardı.

Osmanlı Devleti’nin mâli işlerini yürüten Bâb-ı Defterî, Başdefterdarlık, Hazine-i Amire ve Başmuhasebecilik’e bağlı 700 kadar görevliden oluşuyordu.

Bunlar dışında Yaya, Müsellem, Yörük, Akıncı, Evlâd-ı Fâtihan, Tımar Yoklaması, Voynuk, Taycı, Cebelü delerlerinin tutulduğu, ya da Vezir ve Ağa Divânları, Tersâne, Tophâne, Barudhâne, Darbhâne gibi büyük devlet dâirelerinin nisbeten daha küçük kalemleri de vardı.

Taşra teşkilâtında Haleb’de Acem ve Arap Defterdarlığı, Tuna, Erzurum, Diyarbakır, Şam, Trablusşam Defterdarlıkları, öbür eyâletlerde ise yerel örgüte ve sancak sayısına göre Hazine defterdarı, mal defterdarı, tımar defterdarı denen mâliye görevlileri vardı. Anadolu Defterdarlığı içinde de “Kenar Deferdarlığı” adı altında Sivas ve Karaman Defterdarlıkları oluşturuldu.

Bütün bu örgütün hâcegân, hulefâ ve şâkirdânı “Kalemiye” mensubudurlar.

Kalemiye tarikinde en yüksek altı mansıb “Menasıb-ı Sitte” adıyla anılan “Nişancılık, Şıkk-ı Evvel, Şıkk-ı Sani, Şıkk-ı Sâlis defterdarlıkları, Reisülküttab’lık ve Defer Eminliği”dir. Nişancılık, sancakbeyi pâyesinde addolunur ve Dîvân’da defterdar’la eşit mertebede sayılırlardı.

Şâkirdan

Osmanlı Bürokrasi Örgütlenmesi; Devşirme yönteminin aksine kalemiye mensupları müslüman nüfusun çocukları arasından alınır ve çalıştıkları bürolarda, usta-çırak ilişkisi içinde yetiştirilirlerdi. Devletin gizli yazı işleri de bu kalemlerde görüldüğü için Kalemiye adayları okuma-yazma öğrenmiş ve âdâb bilen gençler arasından son derece dikkatle seçilir, buna «çırağ edilme» tabir olunurdu.

Mülâzım (çırak) denilen adaylar belirli süre çalıştırıldıktan (mülâzemet) sonra aralarından şâkird (stajyer) olacaklar seçilir ve ücretsiz olarak çalışmak üzere Dîvân-ı Hümâyun Kalemi başta olmak üzere, Mâliye, Defterhâne, Tersane, Tophâne ve diğer kalemlere hizmete alınmış olurlarlardı.

Kalemlerde sabahları meslekî eğitim görürlerdi. Bu kurumlarda şakirdlere (şâkirdan’a) resmî yazışmalarda kullanılan nesih, rık’a, divânî gibi yazı çeşitlerini güzel, hızlı ve hatasız yazma becerisi, inşâ (yazışma biçimleri) ilmi, kalem muamelâtı ve kâtiplik mesleğinin bazı incelikleri öğretilirdi. Daha sonra şâkirdlerin öğrenim döneminde gösterdikleri başarı ve kabiliyetlerine göre kendilerine maaş bağlanırdı.

Kalem şakirdi bir gencin aylığa geçmesi, evinde ve çevresinde toplumsal bir aşama olarak kutlanırdı. Çünkü artık devlet memuru ve “Kalem efendisi” unvanını kazanmış ve toplum içinde önemli bir statü sahibi olmuştur. Diğer taraftan şakird’in özelliklerine, hâline, çalışkanlığına, zekâsına, terbiyesine göre kendisine bir takma isim (mahlâs) uygun görülür ve artık asıl adı unutulurdu.

Osmanlı Bürokrasi Örgütlenmesi

Hacegân

Hacegân zümresinde olan memurlar “reisülküttab”dan başlayarak sadrâzam kethüdası ve çavuş başı, şıkk-ı evvel, şıkk-ı sâni, şıkk-ı sâlis defterdarları, nişancı, defter emini, büyük tezkireci, küçük tezkireci, rüznamçe-i evvel, beylikçi, başmuhasebeci, mektupçu, şehremini, tersane, darphane, matbah ve arpa eminleri, teşrifatçı, Anadolu muhasebecisi, atlı mukabelecisi, yeniçeri kâtibi, sipah kâtibi, silâhtar kâtibi, cizye muhasebecisi, mâliye tarihçisi, mâliye tezkirecisi büyük, küçük ruznamçeciler, piyade mukabelecisi, Dîvân çavuşları kâtibi, cebeciler kâtibi, küçük evkaf, kalyonlar kâtibi, ulûfeciler kâtibi, garipler kâtibi, Tophane nazırı, İstanbul ve Selânik barudhaneleri nazırları, sergi nazırı, başmuhasebe kesedarı”dır. “Senelik tevcihat”a tâbi olan bu hacegân memuriyetleri dört sınıf üzerine yapılmaktadır.

Birinci sınıf hâcegân, üç defterdar ile nişancı, reisülküttab ve defter emini olup bu vazifeye yeniden tâyin edilir veya senelik tevcihatta vazifelerinde bırakılırlarsa teşekkür için Arz Odası’nda Padişahın huzuruna girerlerdi. Bu altı kişinin görevlerine “menâsıb-ı sitte” denilirdi.

İkinci sınıf hâcegan, Mâliye’den “büyük rûznamçeci, baş muhasebeci ve Anadolu muhasebecisi”dir. Bunlar da “tâyin ve ibka”larında Padişah tarafından kabul olunurlardı.

Üçüncü sınıf hacegân, Tersâne emini9 ile Saray’ın Bîrun ağalarından olan şehremini, Darbhâne emini, arpa emini ve masraf-ı şehriyârî kâtibi’dirler.

Dördüncü sınıf hacegân otuz sekiz kişidir. Bunların yirmi ikisi Mâliye dairesinin kalem âmirleri, diğerleri dört piyade ve dört süvari mukabelecileri, Kalyonlar kâtibi, Tersâne Anbarları emini, Tersâne Anbarları nazırı, Tersane reisi, Tophâne nâzırı, Hazinenin tahsilât ve tediyat müfettişi olan sergi nâzırı, Enderûn kâğıt emini, Bîrun kâğıt emini’dir.

Aslında yüzyıllar içinde hâcegân memuriyetlerinin bazan sayıları artmış veyahut bir kısım hacegânlıklar lâğv ve bazıları ilâve edilmiştir.

Sadrazam eğer Serdâr-ı Ekrem’likle İstanbul’dan ayrılan Sadrâzam sefere hareket ettiği zaman kendisine mensup hacegân ile beraber giderdi.

On altıncı ve On yedinci yüzyıllarda Dîvân-ı Hümâyûn kalemlerinın en kıdemli halifelerine
hâcegânlık pâyesi veriliyordu. On sekizinci yüzyılda vezirlerin kendi divân efendilerine, sadâret kethüdâsına, bazı nâzırlara, beylikçi, mektupçu ve teşrifatçılara da hâcegân unvanı verildi.

On sekizinci yüzyıldan itibâren Avrupa devletleriyle siyasî ilişkilerin artmasına bağlı olarak Kalemiye de önem kazanmış, Sadrâzamlar reisülküttâblar arasından seçilmeye başlanmıştır.

Mâliye Kalemleri

Aslında devletin siyasî, idarî ve hukukî işlerini yürüten Kalemiye Tariki’nin başlıbaşına mâliye işlerinde uzmanlaşmış bölümüdür.

Bununla beraber, On altı ve On sekizinci yüzyıllar arasında devletin Merkez Mâliyesi olan Defterhâne’de otuzdan fazla kalem ve her kalem’de (büro’da) “hace” ve “halife” denilen yardımcısı, kâtiplerle şakirdler (kâtip adayları) çalışmaktadır.

Bunlardan en önemlileri Başdefterdar, Reis Efendi, Defteremini, Beylikçi, Büyük Ruznamçe, Başmuhasebeci Cizye ve Haraç Muhasebecisi, Mevkufatçı, Mâliye Tezkirecisi, Mukabeleci’dir. Başdefterdar dışındaki defterdarlarla bu kalemlerin âmirleri, kalem ricâlinden sayılırdı.

Mâliye kalemleri’nde Mâliye ve Beytülmal ile ilgili malî kanun ve nizamnâme niteliğindeki fermanlar, buyruldular ne “Mâliye Ahkam Defteri”ne istinsah edilip (kopyalanıp) resmiyetleri tescil edilirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir