Ana sayfa » Osmanlı da Biat nedir
Osmanlı Toplumu

Osmanlı da Biat nedir

Osmanlı da Biat nedir?
Osmanlı da Biat nedir?

Osmanlı da Biat nedir; “Biat”, kabul ve tasdik muamelesine verilen addır. “Biat etmek” ise birinin hâkimiyetini kabul etmektir. Osmanlı Devletinde her Padişah cülûsunda bu maksatla “biat törenleri” yapılması gelenek olmuştur. Cülûs eden Padişahın hükümran olabilmesi devlet erkânının kendisine usûlüne uygun olarak “biat etmeleri”nden sonra mümkündür.

Dolayısıyla bu iş için yapılan törene “Biat Merâsimi” denirdi. Biat merasimi devletin siyâsî sonuçlar veren en önemli törenidir. Bu nedenle kargaşalığa, saltanat mücadelelerine, dış düşmanların kötülüğüne meydan verilmeden çok çabuk yapılmalıdır.

Eğer cülûs edecek olan şehzâde silahlı bir siyasî mücadele sonu belli olmamışsa, Padişahın ölümü Dârüssade Ağası tarafından hemen Sadrâzam’a duyurulur, o da hemen Dîvân’ı toplantıya çağırırdı. Dîvân şehzadeler arasından (irs ve yaş açısından) Kanunnâme’ye göre kimin Padişah olacağını tesbit ederek Dârüssaâde Ağası’na bildirilirdi.

Eğer Padişah, Şeyhülislâm’ın riyâset ettiği “Meşveret Meclisi”nin kararıyla tahttan uzaklaştırılmışsa, yeni Padişah yine aynı meclis kararıyla seçilirdi.

Darüssaâde Ağası Silahdar Ağa ile seçilen şehzadeye giderek onu babasından, (daha sonraları amcasından veya büyük kardeşinden) boşalan makama davet ederdi. Padişah namzedi şehzâde “arz ağaları” ile birlikte Taht Odası’na geçer, “Hırka-i Saadet” yanında iki rek’at şükür namazı kılardı.

Sonra başına “yusûfî” denilen sorguçlu şâhâne bir sarık, sırtına “âlâ kaplı kapaniçe” denilen ve göğsü mücevher şemseli ve büyük yakalı kürk giyer, Bâbüssaâde önünde bayram törenleri gibi hazırlanan tahta otururdu.

Osmanlı da Biat nedir

Bütün devlet adamları “Dîvânî” denilen tören ve bayramlaşma elbiseleriyle, Şeyhülislâm örfî sarık ve beyaz kürk, Sadrâzam, Yeniçeri Ağası ve Kapudan Paşa kallâvî kavuk ve üst kürk, kazaskerler ve kadılar, müderrisler örfî kavuk ve üst kürk, diğerleri adî destar ve erkân kürkleriyle hazır olurlardı.

Önce Nakibü’l-Eşrâf, sonra Kırım Hanzâdesi, arkadan Saray ağaları, hemen sonra Şeyhülislâm huzura gelir kısa bir duadan sonra biat eder, onu vezirler, kazaskerler, Yeniçeri Ağası, Kapudan Paşa, Tevkî’i Efendi ve diğer devlet erkânı izlerdi. Bu sırada “alkış çavuşları” alkış çağırırlar, törelere göre Padişah hangi devlet adamına ayağa kalkacağını usûlünce işaret verirlerdi. Tören teşrifatçıların etek öpmesiyle son bulurdu.

Padişah huzurdakileri selâmlayarak “Has Oda”ya geçer, biraz dinlendikten sonra ölen Padişahın cenaze törenine gidilirdi. Biat töreninden sonra yeni Padişahın cülûsunu ilân etmek için Sarayburnu’ndan, Yedikule’den, Kızkulesi’nden, Hisarlardan, Tophane’den ve Tersâne’den toplar atılması için Topçubaşı Ağa’ya, münâdîler bağırtması Tellâlbaşı Ağa’ya ve Ayasofya, Fatih, Süleymaniye ve Sultanahmed camilerinde müezzinbaşıların salâ vermeleri için ‘buyruldu’ gönderilirdi.

Padişah cülûs’undan genellikle 2 ilâ 7 gün sonra uygun göreceği bir gün sabah namazı sonrasında Eyüb’e giderek Eyüp Sultan’ın türbesinde kılıç kuşanırdı.

Cülûs (ve biat) merasimi tamamlandıktan sonra durum bütün Osmanlı teba’asına da fermanlarla duyurulur, hutbelerin yeni Padişah adına okunması sağlanır. Yeni Padişahın cülûsu hakkında İstanbul’daki dâimi yabancı elçilere de “nâme”ler gönderilir, Erdel kralına, Eflâk ve Boğdan voyvodaları ile diğer devletlere de özel elçiler gönderilerek “cülûs tebliği” iletilir, Kırım Hanı’na bir kapıcıbaşı yollanarak durum bildirilirdi.

Yeni seçilen Osmanlı Padişahı aslında daha cülûs töreni sırasında iken erkân ve ricâl’den “biatü’l-hassa” almış olmaktadır. Cülûs bahşişi dağıtılması, terakkî ve çıkmalar yapılması, eyâletlere fermanlar gönderilerek yeni padişah adına “hutbe okutulması” ve bütün darbhanelerde “para bastırılması” da “biatü’l-âmme”yi sağlamak amacına yönelik eylemlerdir.

Osmanlı da Biat nedir