Ana sayfa » Osmanlı da kardeş katli
Osmanlı Toplumu

Osmanlı da kardeş katli

Osmanlı da kardeş katli

Osmanlı da kardeş katli; Aslında bütün monarşilerde hükümdarlık kavgaları görülmüştür. Ve kardeşler arasında çoğu kez gizlice veya açıkça, ya gerçek anlamda hayatına son verilerek ya da sembolik olarak, örneğin kör etmek gibi yöntemlerle işe yaramaz hâle getirilerek, ya da ömür boyu hapsedilerek saltanat rakiplerini sembolik anlamda yok eden mücadeleler yürütülür.

Batı monarşilerinde kral karşısında doğal olarak meydana gelmiş aristokratik bir ortam bulunduğundan bu mücadelenin müstakbel muhatapları değişmez . Ve rakiplerini öldürenler çoğu kez “fratricide” (kardeş katli) olarak isimlendirilir.

Osmanlı Hanedanı içindeki saltanat kavgalarında taraflar arasında devletin tüzel kişiliğine yönelik tasarruf istekleri görülmez. Ancak Padişah soyundan gelen herkes, hatta Padişah kadınları bile çocuklarını kayırmak, kollamak uğruna bu mücadelenin içinde yer almışlardır.

Dolayısıyla babaların, amcaların, kardeşlerin, kardeş çocuklarının, yeğenlerin, oğulların ve erkek torunların da katledildiği görülmüştür.

Osmanlı da kardeş katli
Osmanlı da kardeş katli

Gerçekten de Osmanlı öncesi Türk devletlerinin akıbetleri hep bölünmek olmuştu. Bununla beraber kuramsal olarak her ne kadar bu mücadelede yer alan hanedan üyelerini “siyaseten katl etmek” yöntemi Osmanlı Devleti’ni parçalanmaktan korumak amacına yönelik ise de, zaman zaman bir tür “nefis savunması” biçimine dönüştüğü de görülüyor.

Diğer taraftan devletin kuruluş dönemlerinden itibaren padişahlar kendilerinden sonra saltanatın hanedan üyeleri arasında nasıl devam edeceği hakkında kesin bir kural koymamışlardır. Hatta bu işi kurallarla sınırlamanın devlet için bazı sakıncaları olabileceği bile düşünülmüş olabilir.

Osmanlı örfî hukukunda âdeta bir anayasa gibi önemli olan Fatih Kanunnâmeleri‘nde de Osmanlı Devleti’nin saltanat hukuku bağlamında kesin bir sistem konulmamıştır.

Bununla beraber “Her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizâm-ı âlem içün katletmek münâsibdir. Ekser ulemâ dahi tecviz itmişdir, ânınla âmil olalar” olarak bilinen ünlü hüküm de bulunmaktadır.

Böylece Fatih Sultan Mehmed döneminden sonraki saltanat mücadelelerinde bu kanunda “öldürmek” yolu açıkça ifade edilmemekle beraber artık onu tecviz eden yasal bir kuralı vardı.

Ancak Şer’î Hukuk açısından “katletmek” için yine de fetvâ almak kesinlikle gerekliydi. Ne var ki olaylar uygulamada bu yolun ya kullanılmadığı ya da hemen hemen açık olduğunu gösteriyor.

Diğer taraftan saltanat uğruna kardeşlerin siyaseten katledilmelerinin sosyal sonucu ise Osmanlı Hanedanı’nda hükümdar silsilesi dışında aile fertlerine bağlı “soy aristokrasi”sinin engellenmiş olmasıdır.

Osmanlı Hanedanı’nda katledilen babaların, amcaların, kardeşlerin, kardeş çocuklarının, yeğenlerin, oğulların ve erkek torunların sayısı 83’tür.

Bu sosyal olguya (tüm öznel duygular ve değerlendirmeler saklı kalmak kaydıyla) nesnel bir gözle bakılırsa, devletin uzun ömrü içinde saltanat kargaşalarıyla kesintiye uğrayarak dirlik ve düzeninin bozulmadığı, oysa Avrupa’da bu uğurda yapılmış savaşlarda toplumlarının yüz yıllarca verdikleri kayıplar karşılaştırılırsa bu rakkamın nesnel anlamda “ehven-i şer”i ifade ettiği görülür.

On yedinci yüzyıl başında şehzadeler arasında savaşlara ve padişah olan dışında diğerlerinin öldürülmelerine sebep olan bu uygulama kaldırıldı. Yerine “en yaşlı hanedan üyesi” ilkesi getirildi.

Şehzadeler, On sekizinci yüzyılın sonlarına kadar, Saray’ın etrafı şimşir ağaçlarıyla çevrili olduğu için Şimşirlik denilen bölümünde, sıkı bir gözaltında yaşamaya başladılar.

Çevre ile görüşmeleri, çocuk sahibi olmaları yasaklandı. Doğacak çocuk olursa kız erkek ayırımı yapılmaksızın öldürülecekti. Şehzade, şimşirliğe kapatılınca hocasının da görevi son bulurdu. Taht’a geçen şehzadenin hocası ise Padişah hocası olurdu.

Osmanlı da kardeş katli

Yorum ekle

yazmak için tıklayın