Ana sayfa » Padişahın Yakın Çevresi kimlerdir
Osmanlı Toplumu

Padişahın Yakın Çevresi kimlerdir

Padişahın Yakın Çevresi kimlerdir
Padişahın Yakın Çevresi

Padişahın Yakın Çevresi kimlerdir

Silahdar Ağa

Silahdarlık Teşrifât-ı Kadîmede önemli bir görevdir. Dîvân-ı Hümâyûn ile Padişah arasında vasıtalık eder.Silahdar ağalar, Padişah bir yere gittiği zaman yanında bulunur, alay ve törenlerde Padişahın kılıcını kabzasının alt tarafı sağ omuzuna dayanmış olduğu halde elinde tutar, zülüflü kırmızı kadifeden üsküfünü giyinmiş olarak sağ tarafında yürürdü. On altıncı yüzyılın üçüncü çeyreğinde “Silahdarlar cemaati” iki bin kişiden fazladır.2

Teşrifatta hasodabaşı’ndan sonra gelir ise de bulunduğu görev ve saygınlığı ondan daha yüksekti. Padişaha onun sır kâtibi durumunda olacak kadar yakınlığı vardır. Bu bağlamda önceleri “telhisatın mühürlerini Huzur-i Hümâyûn’da açmak;

Padişahın kendi el yazısı ile yazdığı görüşlerini ve emirlerini muhafazalarına koyup üzerlerini Padişahın mühürü ile mühürledikten sonra telhis nakli nöbeti olan haseki ağa veya baltacılar kethüdası’na teslim ederek gideceği yere gönderilmesini sağlamak; gerektiğinde “muvakkaten ve müebbeden hıfzı emr ü ferman buyrulan evrakı” saklamak üzere torbalarına koymak ve zamanı gelince arz ederek hatırlatmak;

Cuma Selamlıkları’nda ve saltanat binişlerinde halktan gelen arzuhalleri toplamak” gibi yalnızca Padişahın özel hizmetlerinde bulunmakla yükümlü silahdar ağaların vazifeleri zamanla daha da genişletilmiş ve Enderûn’da önemli görevler almışlardır.

On sekizinci yüzyılda Saray âmirliğini de üslenmişlerdi. Saray dışına vezir, beylerbeyi, kaptanpaşa ve Yeniçeri Ağası payeleri ile çıkarılmışlardır. Aralarında pek çokları ise sonradan Sadrazamlığa kadar yükselmişlerdir.3 Enderûn’dan cezalı olarak dışarı çıkarılırsa kapıcıbaşılıkla görevlendirilirdi.

Silahdar Ağa ünvanı yalnız Saray mensupları tarafından kullanılırdı. Aslında her Sadrâzam’ın ve vezirin bir silahdarı mevcuttur. Ancak bunlar arasında yalnızca hünkâr silahdarlarına “silahdar-ı Hazret-i Şehriyârî” unvanı verilmiştir.

Çuhadar Ağa

Padişahın Yakın Çevresi Saray’da Padişaha yakınlık itibariyle “Silahdar-ı Şehriyâri”den sonra gelen memuriyet Çuhadar (ya da çukadar) Ağa’dır. Saray’da mevcut bütün çuhadarların başı ve âmiridir.

Padişahın Yakın Çevresi kimlerdir
Padişahın Yakın Çevresi

Enderûn’da Hasoda ağalarının önde gelenlerindendi. Fatih Sultan Mehmed döneminde teşrifatta hasodabaşı ve silahdardan sonra üçüncü sırada yer aldı.

Padişah Saray dışında bir yere gittiği zaman süvarilerin sağ tarafında atlı olarak eşlik etmek, yağmurluğunu, kılıcını, özel pabuçlarını taşımak, Saray’da kürklerini ve kaftanlarını saklamak, selâmlık ve alaylarda halka gümüş para saçmak, dilekçeleri toplayıp “sır kâtibi silahdar ağa”ya vermek, bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek, savaşlarda düşman topraklarına girildiğinde Padişahın hemen arkasında durarak koruyuculuğunu yapmak, ulûfe dağıtımında, Birinci Ağa Bölüğü’nün bir numaralı neferi sayılan Padişaha ayrılan ulûfeyi alıp Padişahın bahşişiyle birlikte yeniçerilere dağıtmak başlıca görevleriydi.

Padişahın Yakın Çevresi Saray’ın yeniden teşkilâtlanmasından önce “mabeyinci”lik demek olan “külle yevmin hizmet-i Hümâyûn” da bulunurlardı. Çuhadar Ağa’nın emrinde başçuhadar, ikinci, üçüncü ve dördüncü çuhadarlarla 40 kadar çuhadar ve ayrıca lala, kullukçu, zülüflü baltacı, sofalı, heybeli, yedekçi denen hizmet personeli olurdu.

Çuhadar ağa Saray’da terfi ederlerse “çuhadar-ı hassa” olurdu. On yedinci yüzyılda rikabdarlar taşra hizmetine çıktıkları zaman kendilerine beylerbeyliği verilmiştir. Ayrıca vezir olanlar da vardır. Tülbenddarların On sekizinci yüzyıldan önceki teşkilâtta yeri rikabdardan sonradır. Tülbent gulâmı dışarı hizmetine çıktığı zaman Yeniçeri Ağası ve vezir olurdu.

Saray teşkilâtı dışında da teşrifat ve güvenlik işlerine bakan, resmî daireler arasında irtibatı sağlayan “maiyet memuru” anlamında “çuhadarlık” görevi vardı. Örneğin Sadrâzamın konağında bu işleri yapan görevliye “iç çuhadar” denirdi. “Kapı çuhadarları” vezir ve yüksek memurların işlerini yürütürlerdi. Özel hizmetlerde kullanılanlara “tebdil çuhadarları” denilirdi.

Müteferrika

Padişahın Yakın Çevresi

Müteferrika “çeşitli işler gören kimse” demektir. Dolayısıyla hem Padişahın ve hem de Sadrazamla diğer vezirlerin de müteferrikaları vardı. Müteferrikaların bir kısmı timar ya da zeametli idi. Saray hizmetlerinde olanlar ulûfeli maaşlı yani yevmiyeli müteferrikalardır. Ancak müteferrikalar hiçbir zaman diğer sıradan hizmetliler düzeyinde görülmemelidir. Fatih’in Kanunnâmesi’nde bunlara “vâcibü’r-riâye ağalar” denilmiş ve Sadrâzam’ın huzuruna çıkarlarsa ayakta karşılanmaları gerektiği belirtilmiştir.

Müteferrikalar kapıkulu silâhşörü olarak da itibarlı bir sınıftır. Padişahlar sefere gittikleri zaman Rikâb-ı Hümâyûndaki Padişah tuğlarının, saltanat sancaklarının ve daha da mühimmi «Enderûn Hazinesi’nin muhafazası müteferrikalara aittir. Müteferrikalar seferde diğer yeniçeriler gibi zırh, tolga, sorguç ve kolçak da kullanırlar.

Merasim ve alaylarda başlarına mücevveze, arkalarına atlas üst veya erkân kürkü giyerler, Hükümdar Cuma Selamlığı’na gittiği veya dışarı çıktığı zaman müteferrikalar önünde giderler. Padişaha bayram tebriki yapılırken müteferrikalar etek öperlerdi. Terfi edenler timar defterdarı olurlardı. Bunlar vezir-i âzam’ın ziyaretine gittikleri zaman, emektarlıklarına riayeten ayağa kalkar ve tâzim ederdi. Senelik mevacibleri 66 yük ve 10 bin akça tutuyordu.

Nitekim On yedinci yüzyılın ilk çeyreği biterken müteferrikalar arasında 9 Vezir evlâdı, 5 Beylerbeyi çocuğu, 22 Ümera evlâdı, 4 Defterdarzâde ve 20 Rikâb Ağası evlâdı vardı.

On altıncı asrın ilk yarısında Saray hizmetinde bulunan müteferrikaların sayıları 40 kadar iken asır sonlarında 11 misli artarak 433, Onyedinci asır sonlarında ise 631’e ulaşmıştı.5

Haseki

Hasekilik bir anlamda hizmet ve sadakatleriyle Padişahın itimadını kazanmış “havas” denilen itibarlılar zümresini andırır.6 Osmanlı Sarayı’nda Bostancı hasekileri ve Yeniçeri hasekileri olmak üzere asker kökenli iki haseki sınıfı vardı.

Bostancı hasekiler özellikle Arnavut kökenli bostancılar arasından seçilirlerdi. 100 kişi olan bostancı hasekileri Padişahın her gittiği yerde en az 60 kişilik bölük olarak bulunurlardı. Padişahın Saray dışında korunması ve asayişin sağlanmasını Haseki Ağası düzenlerdi. “Tebdil hasekisi” adıyla anılan 12 bostancı hasekisi Padişahın en yakınında yer alırlar ve gizli istihbarat işlerinde kullanılırlardı.

Yeniçeri hasekileri, Yeniçeri Ocağı’nın 14., 49., 66. ve 67. ortalarının adıdır. Atlı ve yaya olmak
üzere ikiye ayrılırdı. Yayalara “Hasekiyân-ı Piyâde” denirdi. Dört haseki ortasının nefer sayısı yaklaşık 1000 kişiydi. Bu ortaların yayabaşıları Padişahın katıldığı Saray dışındaki tören ve alaylarda ikisi solunda, ikisi sağında yürürlerdi.

Dört ortanın en kıdemli yayabaşısına “başhaseki ağa” denirdi. Yeniçeri hasekilerini diğerlerinden ayırmak ve itibarlı olduklarını belirlemek için kendilerine “haseki ağa” denilirdi. Diğer yeniçeriler sorguç yerine kaşıklarını koydukları halde bunlar tüylü sorguç takarlardı. Yeniçeri Ağası sefere katılmazsa savaşa gitmezlerdi.

Padişahın Yakın Çevresi Dârussaâde Ağası

Dârüssaâde Ağası Osmanlı Saray’ında haremağalarının başı, Harem ve Hassü’1-Has denen Padişahın yaşadığı “Dârüssaâde” bölümünün hizmetlilerinden sorumlu en büyük âmirdir. Saray baltacıları da Dârüssaâde Ağası’nın emrindedir.

“Kızlar Ağası” olarak bilinirse de bulunduğu göreve gelebilmesi için “Acemi Ağası, Nöbet Kalfası, Ortanca, Hasırlı, Yaylabaşı Oğlanı, Başkapı Gulamı, Hazine Kethüdası, Müsahib Ağa, Oda Lalası, Hazine Vekili, Hazinedar, Eski Saray Ağası” gibi çok uzun ve önemli aşamalar dizininden geçmesi gerekirdi.

Padişah Dârüssaâde Ağası’na takip edilmek üzere beyaz üzerine yazılmış emirler verdiğinden Dârüssaâde Ağası günün herhangi bir saatinde kendisiyle görüşebilirdi. Dolayısıyla devlet erkânı da Dârüssaâde Ağası’na yazı gönderebilirlerdi. Bu yönleri çağdaş tabirlerle değerlendirilirse Padişahın özel kâtibi anlamında bir hizmeti yürüttüğü söylenebilir. Bâbüs’saâde Ağası teşrifatta Sadrâzam ve Şeyhülislâm’dan sonra gelirdi.

Diğer taraftan Dârüssaâde Ağası Haremeyn (Mekke ve Medine) vakıflarını yönetmek ve her yıl Hicaz’a Surre Alayı göndermek, “Dolab” denilen Haremeyn Hazinesi hesaplarını tutmak, Evkaf-ı Selâtin (Padişah vakıfları)’den gelen “Ceb-i Hümâyûn” akçelerini Hazine kethüdası’na teslim etmek, çarşamba günleri vakıf mukataa ihâlelerinin, ferağ, intikal ve mahlûlat işlemlerinin ve vakıf kurumlarındaki görevlilerin atamalarının görüşüldüğü “Ağa Dîvânı”na başkanlık yapmak ve “taşra çıkarılan sultanlar”a aylıklarının dağıtılması ile de görevlidir.

Padişahın Yakın Çevresi Tören ve teşrifat açısından şehzadelerin doğum müjdesini Sadrâzama duyurmak, “beşik alayı” düzenlemek, Padişahın ölüm haberini duyurmak, cülûs ve cenaze törenlerini düzenlemek, ölen Padişahın terekesini deftere geçirtip “İç Hazine”ye teslim etmek, hanım sultan nikahlarında “vekillik etmek” gibi görevleri de vardır. Savaş sırasında “İç Hazine”den sorumludur. Padişah adına bahşiş ve çelenk (sorguç) verirdi.

Saray’da özel bir mutfağı, Ahırkapı’da bir ahırı ve atları vardı. Selimî kavuk, kışın dört yenli samur, yaz aylarında ise varsak, sincap kürk giyer, belinde mücevher kakmalı ve köstekli bıçakla törenlere katılırdı. Bu görevden uzaklaştırılanlar Mısır, Mekke ya da Medine’ye sürgüne gönderilirdi.

Padişahın Yakın Çevresi kimlerdir