Ana sayfa » Titanlar Tanrıların Yaratılışı
Efsane Mitoloji

Titanlar Tanrıların Yaratılışı

Yunanistan Titanlarla Tanrıların Yaratılışı
Yunanistan Titanlarla Tanrıların Yaratılışı

Titanlar Tanrıların Yaratılışı, Yunanlara göre yaratılış, en önemli taunların kadın olduğu ana yönetimindeki toplumdan, en önemli tanrıların erkek olduğu baba yönetimindeki topluma doğru kayar. İnsan ailesinin zamanla kuşaktan kuşağa gelişmesi gibi, insan ailesi şeklinde yaratılan tanrısal aile de ebeveyn yönetiminden çocukların yönetimine, oradan da torunların yönetimine doğru gelişir.

Toprak Ana olan Gaia, ilk Ulu Tanrıça ya da Ana Tanrıça’dır. Yunanistan’da yaşayan insanlar, Bronz çağı kabileleri topraklarını işgal ettiklerinde Ulu Tanrıça’ya tapmaktadırlar. Çünkü çiftçidirler, toprağın bereketi onlar için öncelikti önem taşımaktadır.

Hayatlarını sürdürmeleri, yılın verimsiz aylarında kendilerini beslemeye yetecek kadar yiyecek elde edebilmelerine, kabilelerinin devamını sağlamak için yeterli sayıda çocuğa sahip olabilmelerine bağlıdır. Bu insanlar, bir kadının çocuk doğurma yeteneğiyle toprağın bütün bitkileri “doğurma” yeteneği arasında bir bağ kurmuşlardır. Bu nedenle toprağın ruhu kadındır, ilk Yunanların taptığı en önemli tanrısal varlıklar da kadındır.

Uranos dünyanın yöneticisi olduğunda, oğlu Kronos, kadın kökenli dinlerde Ulu Tanrıça’nın veya Ana Tanrıça’nın rahibelerinin kutsal krala yaptıkları gibi onu parçalar. Rahibeler en önemli verimlilik kaynağı kabul ettikleri kralın kanını, bereket getireceğinden toprağın verimini artırmak için kullanmış, Uranos’un kanı da canavar evlat şeklinde “ürünler” yetiştirmiştir. Anaerkil ya da Anne egemenliğindeki toplumlarda erkek evlat annesine, babasına olduğundan daha fazla bağlıdır.

Kronos, dünyanın hükümdarı olduğunda tanrısal aile, anne egemenliğindeki topluluktan, Zeus’un yönetiminde, onu izleyecek olan baba egemenliğindeki topluluğa geçiş halindedir. Rhea da, Gaia gibi Ulu Tanrıça ya da Ana Tanrıça’dır. Kocayla karısı arasındaki güç yarışında, Rhea annesinin yardımını isteyene kadar Kronos öndedir. Sonra kadınlar kazanır.

Bununla birlikte Rhea da, planını uygulamak için oğlu Zeus’u kullanır ve Zeus, onun onayıyla, erkek olduğu halde bir sonraki başhükümdar olur. Zeus, Uranos’un ya da Kronos’un sahip olduğundan daha fazla yetkiyle egemenliğini kullanacaktır.

Kronos, küçük çocuklarından, onları yiyerek kurtulur. Tarihte yamyamlık, görülmemiş bir olgu değildir. İlkel insanlar, arzulanan özellikleri (cesaret, güç, akıl, yetenek gibi) bir başka yaratığın, genellikle sözü edilen özelliklere sahip korkulu bir düşmanın önemli organlarını yiyerek kazanacaklarına inanırlardı.

Sonuç olarak ilk insanlar, öldürmüş oldukları hayvanın etini yedikleri gibi, öldürecek kadar büyük düşmanları olan birinin kalbini yemiş veya kanını İçmiş olabilirler. Anaerkil toplumda rahibeler, ve­rimliliğini elde etmek için kutsal kralın etini yiyecektir. Hesiodos, bu söylenceyi Theogoniada anlatır.

Başlıca Tanrılar Titanlar Tanrıların Yaratılışı

  • Birinci Kuşak

Gaia: Yunan mitolojisinde İlk Ulu Tanrıça ya da Ana Tanrı-ça, tüm yaşamı besleyen Toprak Ana. Uranos: Gaia’nın oğlu ve kocası; gökyüzünün hükümdarı.

  • İkinci Kuşak: Gaİa ile Uranos’un çocukları. Yüz-Kollu Devler: Üçüzler; en iyi bilineni Briareus. Kykloplar: Üçüzler; tek gözlü demirciler; Zeus’un hizmetkârları.

Titanlar. On üç kardeş; tanrılar onları yenmeden önce, çocuklarıyla birlikte evreni yöneten ölümsüzler ırkı.

kronos (Satürn): En küçük çocuk; Uranos’tan sonra gökyüzü tanrısı ve Titanların efendisi; ilk altı Yunan tanrısının, Zeus, Poseidon, Hades, Hera, Demeter ve Hestia’nın babası.

Rhea (Kybele): Kronos’un kızkardeşi ve karısı; Gaia gibi Ulu Tanrıça veya Ana Tanrıça; Zeus, Poseidon, Hades, Hera, Demeter, Hestia’nın annesi.

Helios: Daha sonraki Yunan ve Roma mitolojisinde, yerini Apollon almadan Önceki güneş tanrısı-Selene: Daha sonraki Yunan ve Roma mitolojisinde, yerini Artemis almadan önceki ay tanrıçası. Themİs: Apollon kehanet merkezini ele geçirene kadar Delphoi’de kehanet tanrıçası. Atlas: En güçlü Titan; Zeus tarafından sonsuza dek gok-kubbeyi taşımaya mahkûm edildi. Promer/ıeiis: En yaratıcı ve akıllı Titan; çamurdan ölümlü insan yaratmıştır. Epimetheııs: Prometheus’un erkek kardeşi; Pandora’nın (ilk Ölümlü kadın) kocası.

  • Üçüncü Kuşak: Kronos ve Rhea’nın çocukları

Zeus (Jüpiter, jove): En küçük, en akıllı, en güçlü çocuk; Kro-nos’tan sonra gökyüzünün hükümdarı;

tanrıların yöneticisi, ölümlülerin dünyasındaki düzeni sağlar; yabancıları, konukları korur.

Poseidon {Neptim): Zeus’un erkek kardeşi; denizler hükümdarı; depremin nedenidir.

Hades (Plüton): Zeus’un erkek kardeşi; yeraltı dünyasının hükümdarı; ölülerin efendisi.

Hera (Juno): Zeus’un kızkardeşi ve kansı; OIympos kraliçesi; evlilik ve doğum tanrıçası.

Demeter (Ceres): Zeus’un kızkardeşi; Rhea ile Gaia gibi Ulu Tanrıça ya da Ana Tanrıça, tohum tanrıçası.

Hestia (Vesfa): Zeus’un kızkardeşi; tanrıların en yumuşak yüreklisi, en çok sevileni; yuvaların bekçisi.

Zeus’un Ölümsüz Çocukları Titanlar Tanrıların Yaratılışı

Apollon: Artemis’in ikizi; kehanet, tıp, okçuluk, müzik tanrısı; daha sonraki Yunan ve Roma mitolojisinde güneş tanrısı.

Artemis (Diana): Apollon’un ikizi; av tanrıçası; daha sonraki Yunan ve Roma mitolojisinde ay tanrıçası. Athena (Minerva): Güzel sanatlar, zanaat, savunma savaşları, daha sonraki Yunan ve Roma mitolojisinde akıl tanrıçası.

Aphrodite (Venüs): Güzellik ve cinsel arzu tanrıçası.

Persephone (Proserpin): Hades’in karısı; yeraltı dünyasının kraliçesi.

Kader Tanrıçaları: Klotho, Lakhesis, Atropos: Her ölümlünün hayatının ne kadar süreceğine karar verirler. Ares (Mars): Savaş Tanrısı.

Hephaistos (Vulkamıs): Aphrodite’nin kocası; tanrıların demircisi; yaratıcılığı ve yeteneğiyle ünlü.

Hermes (Mercurius-Merküri): Zeus’un habercisi; yolculara yol gösterir, ölülerin gölgelerini yeraltı dünyasına

götürür; tüccarlara, hırsızlara yardım eder.

Titanlar Tanrıların Yaratılışı

Kaos denilen başlangıçtaki boşluktan ilk üç ölümsüz varlık ortaya çıktı; Gaia (Toprak Ana), yeraltı dünyasının en derin, en karanlık bölgesini yöneten Tartaros İle eşsiz güzelliği pek çok ölümsüz tanrının yaratılışına esin kaynağı olan Eros (Aşk). Daha sonra Gaia, eşi olmadan Uranos’u (Gökyüzü Baba) doğurdu. Her yönden kendisini sararak, ölümsüz varlıklara bir barınak sağlaması için onu kendine denk tuttu. Gaia aynı zamanda Ou-rea (Dağlar) ile Pontos’u (Deniz) doğurdu.

Gaia daha sonra Uranos’la evlendi. Uranos var olmuş her şeyi yönetti. Gaia ile Uranos’un ilk ölümsüz çocukları üçüz Yüzer Kollu devlerdi. Her devin omuzunda elli başı ve her omuzdan çıkan ellişer kolu vardı.

Ondan sonraki ölümsüz çocukları üçüz Kykloplardı. Her birinin alnının ortasında sadece bir göz vardı. Zanaatçılıkta ustaydılar ve daha sonra Olympos Dağı üzerinde tanrılar için saraylar inşa ettiler.

Uranos bu altı çocuğun korkunç gücünden ürktü. Kendisini korkuttukları için onlardan nefret etti. Böylece Uranos, her çocuk doğduğunda, onu annesinden alıp elini kolunu bağlayarak Gaia’nın bağrının, yani toprağın derinliklerine fırlattı. Her çocuk dokuz gün, dokuz gece boyunca düştü.

Onuncu günde hükümdarının adıyla anılan bölgeye, Tartaros’a indi. Uranos, yeryüzünün güneş ışığının uzağındaki bu noktasından Yüz Kollularla Kyklopiarı sakladı. Yetkesine yönelik tehdit korkusundan kurtularak, gözleri gururla ve memnuniyetle parladı, sonsuza dek hükmedeceğini sandı.

Kocasının davranışları Gaia’yı öfkelendirdi. Çocuklarını özledi. Onlara yaptıklarından Uranos’tan nefret etti. Bununla birlikte duygularını kalbinin derinliklerine gömerek sessizce intikam alabileceği zamanı bekledi.

Gaia ile Uranos’un diğer ölümsüz çocukları on üç Titandı. Çocuklarıyla birlikte Yunan tanrılarının en yaşlı kuşağı oldular. Helios güneş tanrısıydı, gökkubbede bir at arabasında güneşi dolaştırırdı. Selene ay tanrıçasıydı. Okeanos dünyayı saran ırmağın tanrısıydı. Annesi Gaia gibi Themis de Delphoi’de kehanet tanrıçasıydı. Kronos, annesi gibi yeryüzü tanrıçası olan kızkardeşi Rhea’yla evlendi, zamanla Yunan tanrılarının ebeveyni oldular.

Daha sonra Atlas, o zamana kadar doğan Titanların en güçlüsü, dünyanın üzerine düşmemesi İçin gökkubbeyi tuttu. Bundan kısa bir süre sonra en zeki, en akıllı Titan olan Promet­heus suyla çamurdan ölümlü insanı ortaya çıkardı. Kardeşi Epi-metheus ilk ölümlü kadınla, Pandora İle evlendi.

Gaia, Titan çocuklarını Uranos’a karşı intikam aracı olarak kullanmaya karar verdi. Büyük bir parça çakmaktaşı alarak onu kocaman keskin bir taş-orak haline getirdi. Daha sonra oğullarına giderek “Çok acımasız olduğu için babanızı cezalandırmanızı istiyorum. Benim ricalarıma, erkek kardeşlerinizin isteklerine karşın onları Tartaros ülkesine hapsetti” dedi.

Oğullarının neredeyse tümü Uranos’tan o kadar korkmuşlardı ki, annelerinin emrini sessizce dinleyip söylediklerini yapmayı reddettiler. Ancak en küçük Titan Kronos, karakter bakımından babasına çok benziyordu. Erkek kardeşlerinden çok daha cesurdu. Tepkilerini gördüğünde “Eğer başkası sana yardım etmeyecekse anne, elbette ben edeceğim! Eğer babamız sana, erkek kardeşlerimize kötü davranmışsa öcünü almalıyız!” dedi.

Kronos’un sözlerini duyunca Gaia’nın yüreği gururla, memnuniyette dolup taştı. Ona yardım edecek cesarete sahip bir oğlunun olması gurur vericiydi. Şimdi Uranos sonsuz acıya katlanmanın ne demek olduğunu öğrenecekti!

Böylece Gaia, büyük çakmaktaşı orağı Kronos’un eline verdi. Keskin eğri ağzına dikkat etmesi için onu uyardı. Saklanacağı yeri, yapmasını istediği şeyi söyledi. Daha sonra Helios, güneş arabasını gökkubbeden sürüp gece vakti dinlenirken, Uranos deniz kıyısına gelip uyumak için karısının yanma yattı.

Selene, ayışığını uyuyan Uranos’un üstüne tutarken, Kronos saklandığı yerden koca taş-orağı kaldırıp babasını hadım etti. Sonra koparılmış parçaları denize atarken “Saltanatın bitli, baba. Şimdi senin yerine ben hüküm süreceğim. Bana karşı gelebilirsin, ancak benim gücüm seninkinden daha fazla. Bu yüzden sana kaderine razı olmanı öğütlerim!” dedi.

Uranos, bir ölümsüz olduğundan ölemezdi. Ama Ölümsüzlüğü acıyı hissetmesini engellemediğinden ıstırapla inledi. Acısının bir nedeni de iktidarının aniden sona erdiğinin farkına varmasıydı.

Gaia, Uranos’un toprağa akan kanından kara giysili üç Furia’yı doğurdu. Bu ölümsüz tanrıçalar, zehirli gözyaşı akıtan gözleri, dayanılmayacak kadar pis kokan nefesleriyle ebeveyninden birini öldüren çocukları delirttiler.

Gaia, aynı kandan, kısaca “Devler” diye bilinen başka bir grup iğrenç varlık doğurdu. Kıllı kafaları ve yüzleri, ejderhanın-kilere benzeyen ayaklarıyla korkunçtular. Parlak zırhlarını kuşanıp, uzun mızraklarını ellerine aldıklarında yenilmez görünüyorlardı.

Uranos’un Ölümsüz gövdesinden kopan parçalar denize batlı ve çevrelerini beyaz bir köpük sardı. Zamanla bunlardan güzellik ve aşk tanrıçası, genellikle köpükten doğmuş tanrıça olarak anılan Aphrodite doğdu.

Kronos, daha Önce babasının olduğu gibi gökyüzü tanrısı oldu. Babası gibi Yüz Kollularla Kykloplardan korktu ve Gaia’ya verdiği sözü tutmayarak erkek kardeşlerini Tartaros’ta bağlanıp hapsedilmiş halde bıraktı

Hayal kırıklığına uğramış ve kızgın Gaia, çocuklarını kurtarmak için başka bir fırsat kolladı. Kehanet tanrıçası olduğundan, zevk içindeki Kronos’a bir gün, tıpkı babası gibi, oğullarından birinin de onu devireceğini haber verdi.

Kronos kurnaz bir gülümseyişle “Kaderi kandıracağım” diye kendi kendine söylendi. “Eğer çocuğum olmazsa sonsuza dek hüküm sürebilirim!”

Ancak kaderini değiştirmesi o kadar kolay değildi. Karısı Rhea’yı seviyordu; bir süre sonra sevimli bir kız, Hestina doğdu. Rhea gururla kızlarım Kronos’a gösterdiğinde, kaderinin sesi Kronos’un kafasında çınladı. İktidarını kaybetmekten duyduğu büyük korkuyla gözlerine deli, hain bir panltı yerleşti. Bebeğin kız mı erkek mi olduğuna aldırmadan şefkatle kansından aldı, kocaman ağzını açtı, çocuğu bir lokmada yuttu. Memnuniyetle “Şimdi” diye düşündü, “kaderi kehanetinden, çocuğu da tahtından alıkoydum.”

Kronos ile Rhea’nın dört çocuğu daha oldu: Demeter, Hera, Hades, Posiedon. Her defasında Kronos, çocuğu o kadar şefkatle kucaklıyordu ki Rhea, artık o çocuğu kabul edeceğine inanıyordu. Oysa her defasında, kehanetin sesi kükrerken delilik parıltısı gözlerine yerleşiyor, her defasında devasa ağzını aça­rak bebeği bir lokmada yutuyordu. Sonra bir kez daha memnuniyetle sırıtarak kendi kendine düşünüyordu: “Kaderi kehanetinden, çocuğumu tahtından alıkoydum!”

Bu sırada Rhea’nın kalbi acıyla dolup taşıyordu. Altıncı çocuğunu doğuracakken Gaia’ya gidip dedi ki; “Anne, lütfen yardım et! Nasıl Uranos Yüz Kollularla Kyklopları senden çaldı, Kronos da çocuklarımızı benden çalıyor. Bu bebeği de çalmasına dayanamayacağım. Ne yapabilirim? Kronos görmeden çocuğu saklayabilir miyiz? Onu nasıl kandırabilirim?”

Gaia karşılık verdi: “Kalbim ızdırabını anlıyor kızım. Sanırım sana yardımcı olabilirim. Biliyorum ki, nasıl daha önce Kronos babasını tahtından indirmişse, onun da oğlu tarafından indirilmesi kaderidir. Şu açık ki doğacak olan çocuğun kaderinde babasına, erkek kardeşlerine, kendi çocuklarına karşı tutumu nedeniyle Kronos’tan öç almak vardır.”

Gaia kızına, “Doğum yapma zamanı geldiğinde Girit Ada-sı’na git” diye öğüt verdi. “Orada Diktis Dağı yamaçlarındaki derin, gizli mağaraya sığın. Perilerin, bebek oğlunu keçi sütüyle beslemelerini ve beşiğini bir ağaca asmalarını, böylece Kronos’un onu yerde, denizde ya da havada bulmamasını sağlayacağım. Genç erkekler, yani Kuretalar, bebeğin bağrışlarını bastırmak İçin mızraklarını tunç kalkanlarına vurarak beşiğin altında yürüyecekler.”

Gaia, “Kronos’u nasıl kandıracağına gelince” diye tamamladı, “korkudan o kadar çıldırmış ki, onu aldatmak için sana gerekli olan sıradan bir kaya.”

Böylece Rhea, Girit’te Diktis Dağı’ndaki mağarada bebeği Zeus’u doğurdu. Çocuğun bakımını annesi Gaia’ya bırakarak hemen eve döndü. Yeni doğmuş çocuğunun büyüklüğünde bir kaya parçası buldu. Bebekmiş gibi kundağa sardı. Çok geçmeden Kronos odaya girdi.

titanlar

Tatlılıkla “Nasılsın?” diye sordu. “Bırak da son çocuğumuzu hayranlıkla seyredeyim. Böylesine soylu bir aileye her çocuk doğmaz” dedi.

Rhea iyice sarmalanmış kayayı kocasının ellerine bırakırken kendini diğer beş çocuğunun kaderini düşünmeye zorladı. Her zaman olduğu gibi Kronos, ona verdiği kundağı alarak şefkatle kucakladı. Sonra kehanet sözleri kafasında çınlayınca, deli bakışı gözlerinde parladı. Kendinden geçmiş bir halde kaderinin korkusuyla devasa ağzını açtı; bir lokmada kayayı yuttu. Kendi kendine son derece mutlu, rahatlamış bir halde “Şimdi” dedi, “bir kez daha kaderi kehanetinden, çocuğumu tahtından alıkoydum! Artık sonsuza dek egemen olacağım.”

Yıllar geçti. Zeus yetişkin bir tanrı oldu. Kronos, bir oğlunun gözünden kaçıp devasa ağzından kurtulduğunu hiçbir zaman fark etmedi. Kaderinin hızla yaklaşmakta olabileceğini asla düşünmeden sorunsuz, tehditsiz hükmetti.

Bir gün, Kronos susamışken Rhea ona lezzetli bir İçki verdi. Hoşuna gidince biraz daha istedi. Genç bir yabancı içeri girdi ve ona kupayı verdi. Kronos, genç adamı daha önce hiç görmediğinin farkına varana kadar içkiyi yutmuştu.

“Kim bu adam?” diye merakla sordu. “Bana içkiyi neden o verdi? Ya beni zehirlediyse! Neden midem bu kadar tuhaf? Çok mu fazla içtim acaba? ikinci içki birincisinden farklı mıydı?”

Kronos aniden midesinde dayanılmaz bir acı hissetti. Kayayı kustu. Onu şimdi tümü yetişkin olan Poseidon, Hades, Hera, Demeter ve Hestia İzledi.

Genç yabancı olan Zeus ile birlikte Rhea odaya girdi. “Kaderin karşında, Kronos!” diye bağırdı. “Kader, senin babanı alt ettiğin gibi bir oğlunun da seni alt edeceğini önceden gördü. Bu oğul, yani Zeus, şimdi karşında duruyor. Çocuklarımızı yutup, kardeşlerini zincirlenmiş halde Tartaros’ta tutarak ektiğin tohumların meyvelerini biçiyorsun! Şimdi Zeus’un senden daha akıllıca, daha iyi yönetip yönetmediğini göreceğiz. Mantığın, yuttuğun şu kaya kadar kör, yüreğin onun kadar katı.”

“Bu yabancı benim oğlum olsun ya da olmasın, benim egemenliğimi benden alacağını düşünüyorsa, senin sandığın gibi akıllı biri değil” diye yanıt verdi Kronos. “Her kim benim yerime egemenlik kurmak isterse benimle savaşmalı. Diğer bütün Titanlarla da!”

Öyle oldu ki Zeus, kız kardeşleri, erkek kardeşleri, yani ilk Yunan tanrıları, Kronosla onun tarafını tutan Titanlara karşı savaş İlan ettiler. Tanrılarla Titanlar sayıca olduğu kadar güççe de o kadar eşittiler ki, hiçbir taraf zafer kazanamadan on yıl savaştılar.

Sonunda Zeus’a, babasına sunması için zehirli içkiyi veren Gaia, ona bir kez daha yardım etti. Ona, UranosTa Kronos’un yerin altında tutsak ettikleri kayıp çocuklardan, Yüz Kollularla Kykloplardan söz etti. Helios’un ışığından, ölümsüz tanrıların dostluğundan uzakta ızdırapla, acıyla nasıl zincirlenmiş olduklarını anlattı. Eğer bağlaşıkları olarak Yüz Kollularla Kyklopları Tartaros’tan getirirlerse tanrıların galip geleceğini söyledi.

Titanlar Tanrıların Yaratılışı

Zeus’la erkek kardeşleri, Gaia’nın çocuklarını kurtarmak için Tartaros’a indiler. Onları bağlaşıkları olmaya ikna edeceklerdi. Nöbetçiyi Öldürüp amcalarının bağlarını çözerek onlara yemek verdikten sonra, Zeus “Kalbimden gelen bu sözleri dinleyin. Titanlarla hiçbir zafer kazanmadan on yıldır savaşıyoruz. Bizim tarafta savaşarak size yaptığımız iyiliğin karşılığını verirseniz, yüce gücünüz bizi galip kılacaktır” dedi.

Bu sözlere Yüz Kollulardan biri yanıt verdi, “ölümsüz Tanrılar, Titan hükümdarların zulmünden korunmak için savaştığınızı biliyoruz. Titan iktidarının kurbanı olmanın ne demek olduğunu da biliyoruz. Bizi serbest bırakmasaydınız sonsuza kadar karanlık, tutsaklık, tecrit içinde kalmaya mahkûmduk. Uranosia oğlu Kronos acı çekmenin ne olduğunu bilmiyorlar. Merhametten nasiplerini almamışlar titanlar. Sizin dünyayı daha büyük bilgelikle yöneteceğinizi biliyoruz. Tabii ki sizinle Titan zorbalığına karşı savaşacağız.”

Daha sonra Kykloplardan biri “Özgürlüğümüze karşılık olarak her birinize özel bir armağan vereceğiz. Sana Zeus, düşmana karşı yenilmez bir silah, yıldırım şeklinde gök görültüsüyle şimşek armağan ediyoruz. Olympos Dağı’na yerleştiğimizde sana bunlardan daha çok yapacağız.”

Titanlar,”Sana, Poseidon” diye devam etti, “üç dilli bir mızrak veriyorum. Sadece mükemmel bir balık mızrağı değil, dünyayı sarsıp denizde dalgalar meydana getirmek İçin en etkili alet olduğunu göreceksin. O zamana kadar üç keskin dişi onu Titanlara karşı yararlı bir silah yapacak.”

“Sana gelince Hades” diye tamamladı, “sana görünmezlik miğferini veriyoruz. Zamanı geldiğinde kahraman Perseus, canavar Gorgon Medusa’yı Öldürmek için silahına gerek duyacak. O zamana kadar Kronosta Titan bağlaşıklarına karşı sana iyi hizmette bulunacak.”

Zeusla bağlaşıkları coşku içinde, birlikte yukarı dünyaya döndüler, yeniden savaşa başladılar. Yüz Kollular dağlan söktüler, yüzlerce ellerine keskin kaya kütleleri alıp bu silahlarıyla Titanlar taş yağmuruna tuttular.

Titanlar okla, mızrakla karşılık verdiler. Hepsi ölümsüz varlıklar olduklarından, savaşçılar birbirlerini öldüremiyorlar-dı. Birbirlerini, ancak yaralayarak alt edebilirlerdi. Savaş sırasında karayla deniz birbirine girdi. Dağlar sarsıldı. Tartaros bile başının yukarısında muazzam kayaların çarpışını hissetti.

Sonra Zeus, değdiği yeri alevlerle saran yenilmez yıldırımını savurdu. Alev alev ormanlar, fokurdayan deniz havayı kavururken, dünya muazzam yıldırımın gümbürtüsüyle yankılandı. Sonunda Yüz Kollular, Titanları dünyanın altına, Tartaros’a savurdular. Zincirlerle, o karanlık, kasvetli yere bağladılar. İkisi, nefret ettikleri Titanların sonsuza dek gardiyanlığını yapmaya gönüllü oldu. Üçüncüsü, yani Atlas, cüssesi ve gücü yüzünden gökkubbeyi omuzlarında taşımaya mecbur oldu. Savaş bitmişti.

Erkek tanrılar, titanlar egemenliklerini belirlemek için kura çektiklerinde Zeus’a gökyüzü, Posetdon’a deniz, Hades’e de yeraltı tanrılığı çıktı. Zeus, dünyada bütün ölümsüzler arasında barışı, düzeni sağlamak için, insanlara birbirleriyle ilişkilerinde dürüst olmayı öğretti, ölümsüz tanrılara ve ölümlülere saygı duyma­yanlar şiddetle cezalandırıldı.

Titanlar Tanrıların Yaratılışı

Poseidon üç dişli mızrağını, denizde fırtınalara olduğu kadar depremlere de neden olmak için kullandı, ancak ölümlülere, kendileri için çalışmak üzere atları eğitmeyi, gemiler inşa etmeyi de öğretti. Hades, ölümlülere, uygun cenaze törenleri düzenleyerek, belirli defin ayinlerini uygu­layarak ölüye saygılı olmalarını öğretti.

Zeus, Olympos kraliçeliğinin yanı sıra evlilik ve doğum tanrıçası da olan kız kardeşi Hera’yla evlendi. Hestia, aile ocağının koruyucusu oldu. Ölümlülere nasıl ev inşa edileceğini öğretti. Demeter, ekinler tanrıçası oldu. Ölümlülere yabani darının tanelerini saklamayı, büyümesini istedikleri yere ekmeyi, olgunlaşan bitkileri biçmeyi öğretti.

Zeus, diğer pek çok tanrının babası oldu: Athena el sanatları, el işçiliği, savunma savaşları tanrıçası; Apollon kehanet, tıp, atıcılık tanrısı; Artemis av tanrıçası; Hermes Zeus’un habercisi; Persephone yeraltı dünyasının kraliçesi; Ares savaş tanrısı ve Hephaistos şanlı demirciydi.

Titanların egemenliği sona ermiş, tanrıların egemenliği başlamıştı.

Titanlar Tanrıların Yaratılışı